27 Ocak 2017 Cuma

Akıllanmayacaksın Nirva!


İyi dinle şimdi beni!
Vazgeç!

Pek iyi olduğunu sanmıyorum, seni "iyiyim" yalanlarına meyillerdirmeye de niyetim yok açıkcası.

Olmayacak duaya bu kaçıncı el açışın ?
Daha önce hiç mi yeşerttiğin dalını kesmediler senin?
Sen hiç mi yanmadın?
Bari bana dürüst ol, kaç defa düştün sen?
Her defasında bir başına değil miydin, o ışık görmeyen pencere kenarında?
Senin hiç bir zaman gözünün yaşına kurban olan da olmadı, kandırmayalım birbirimizi.
En çok canını yakanda ona başkasının açtığı yarayı sarmaya çalışman değil mi?
Sonra eline, yüzüne, yüreğine bulaştırmadın mı?
Akışına bıraktığın hiç bir şey akmadı, yalan mı?
Zaman ilaç falan da olmadı.
Alıştığın, alıştırıldığın düzen bu değil, biliyorum.
Yanlış anlama beni yolundan etmek değil niyetim, en azından bir süre güvenme kimseye.
Artık akılını elinden alıp göğe çıkarma vakti, bir kenara bırak yüreğini.
Hiç yoktan bir süre kapat kepenkleri, taze kabuk tutmayan yarana dokundurtma kimseyi.
Güçlü kadın Nirva! 
Bırak öyle bilsinler. 
İnan bana o güneş tekrar doğacak.
Güzel günler, şu an zerre ihtimal vermediğin acısız bir soluk, bulacak seni.
Başını koyduğun o nemli yastık, huzur verecek o vakit.

Nirva!

Aç güzünü,
Yalvarıyorum yol yakın, 
Dön!

24 Ocak 2017 Salı

Nirva!



Merhaba Nirva,
Yeni oldu denkleşeli seninle, aynı şerden geliyoruz. Ben biraz hızlı gitmiş olmalıyım ki, az ilerinde tükendim.
Sana vazgeçmen gerekenlerden yazıyorum.
Tutulup kaldığın, soluna, soluğuna yaslanmasına müsaade ettiklerinden sıyrılman gerek ki anlaşabilelim.
Hayır, diyen dilini duyar gibiyim.
Otur şöyle, 
Haykırışlarım boğazımda ki düğümden kurtulup erişince kulağına, bu kadar toz pembe olmadığını anlayacaksın.
Yanacaksın, bak haykırıyorum sana tutulma yüreğinde büyütüp gözünü kör eden kahrolası sevdaya, yanacaksın! Şu üç günlük dünya dedikleri kin kusan yerde, yerle bir olacaksın. O güvendiğin dağ, hafif bir yağmurdan sonra başka gökkuşağına yamaçlanacak, müsaade edecek sızan aralıktan o nehrin seni kendine katıp götürmesine. 
Nehir kirli, bulanık, dibini de sonunu da göremeyeceksin.
Hiç beklediğin gibi ilerlemeyecek işler, önce rayından sonra yolundan çıkacak o tren, ilerliyorum sanacaksın devrilene dek. 
Devrilme, hatta o tren o raydan hiç bir vakit çıkmasın diye uyarmaya geldim.
Korkma, sakın, ayaklanamayacağım diye, demeyeceğim.
Bak en başından uyarıyorum seni, düşeceksin, sürükleneceksin yara bere benim olduğum yere, sözüme geleceksin.
Üzülme, haddinden fazla sevip, haşa taparcasına bağlanmak senin suçun değil, demeyeceğim.
Kendin ettin, yedi kat dibinede gireceksin.

Şimdilik nasıl ayağa kalkacağını inan bende bilmiyorum, ama öğrendiğimde ilk sana geleceğim.

Selametle!