Akıllanmayacaksın Nirva!
Vazgeç!
Pek iyi olduğunu sanmıyorum, seni "iyiyim" yalanlarına meyillerdirmeye de niyetim yok açıkcası.
Olmayacak duaya bu kaçıncı el açışın ?
Daha önce hiç mi yeşerttiğin dalını kesmediler senin?
Sen hiç mi yanmadın?
Bari bana dürüst ol, kaç defa düştün sen?
Her defasında bir başına değil miydin, o ışık görmeyen pencere kenarında?
Senin hiç bir zaman gözünün yaşına kurban olan da olmadı, kandırmayalım birbirimizi.
En çok canını yakanda ona başkasının açtığı yarayı sarmaya çalışman değil mi?
Sonra eline, yüzüne, yüreğine bulaştırmadın mı?
Akışına bıraktığın hiç bir şey akmadı, yalan mı?
Zaman ilaç falan da olmadı.
Alıştığın, alıştırıldığın düzen bu değil, biliyorum.
Yanlış anlama beni yolundan etmek değil niyetim, en azından bir süre güvenme kimseye.
Artık akılını elinden alıp göğe çıkarma vakti, bir kenara bırak yüreğini.
Hiç yoktan bir süre kapat kepenkleri, taze kabuk tutmayan yarana dokundurtma kimseyi.
Güçlü kadın Nirva! Bırak öyle bilsinler.
İnan bana o güneş tekrar doğacak.
Güzel günler, şu an zerre ihtimal vermediğin acısız bir soluk, bulacak seni.
Başını koyduğun o nemli yastık, huzur verecek o vakit.
Nirva!
Aç güzünü,
Yalvarıyorum yol yakın,
Dön!

