Selameti olsun sabrımın,
Geceden daha siyahtı saçları o vakit, zümrütü utandıran bakışları, yasemenden beyaz teni ve bana kendimi unutturacak gülüşü..
Misal kimsenin gülüne değişemediğim dikenleri.
Parçalasa da ellerimi, akan kan bile mutlu ederdi beni.
Öylesine kapılmayı dilememiştim.
Başlarda beni yolumdan edeceğini de hiç hissettirmemişti bana,
Kendimi kaybettiğim vakitler yanında bulur oldum kendimi.
Kimselere dökemediğim içimi bi o bilir oldu.
Okudu, baştan sona okudu.
Hiçbir satır arasını atlamadı, duraksamadı, yutkunmadı dahi.
Başardı,
Sahi ezberledi mi beni?
Bilmem.
Zaman olur sorgularsın, hissettirdiklerini, düşlediklerini, hepsi sahici.
Kuşkusuz ezberlediğim elleri, sanki benim tenim gibi.
Yabancı değil bilhassa çok tanıdık yüreği.
Derindir mevzu, sonu son ki el ele bir intihar tablosu.
Hangimiz önce atalım değil adımı, ben gideyim sen kaldır çözümü.
Yıprattı şu sıra sessizlik beni, yordu hafiften sessizliğin, biraz da uykum geldi galiba.
Lakin biliyorum ki uyursam uyanamam bir daha, direniyorum, avaz avaz susuyorum.
Sırf duy diye,
Sırf seni benden başkası paklamaz anla diye,
Sırf pişman olma diye,
Sırf en çok sana direndiğimi gör diye,
Sırf her şeyi boşverip geldiğimi bil diye, diye, diye tüy bitti dilimde!
Ve ben hala aynı yerde, bıraktığın halde, senin için, seninle.
Bekletme,
Özletme..
iyi gidiyor, senden?


